belirti’siz
16 Ağustos 2008Hangi Şehre Feda Ettin Beni ?
. . .
Hangi Şehre Feda Ettin Beni ?
. . .
. .
Ve sonra:
Hep başa dönsek ,
Varlığındaki herhangi bir noktaya…
Bütün zamanlar bürünse varlığınla,
Bir hiç oluşumun sonu olsa gözlerin,
Kalsan acıtsanda …
Dibine vurduğumda şişelerin,
Çağların ardında bir zamanda ..
Bir anda …
Bulut olsam , yağsam dağlarına yağmurumla …
Akıtsam gizlerimdeki sessizliği çığlığınla..
Kalsan acıtsanda …
Yamasam kendimi sendeki zamanlara ,
Acıyı yok saysam , seni var …
Olmadığın zamanlarda volta atsam yokluğuna ,
Gelmeyeceğini bile bile …
Kalsan acıtsanda …
-bir sebepten..-
dalgıç olmak gerekmiyor dalmak için senli bir hayale..
hayat dediğin senden ibaret benim için birazcıkta mutluluk..
gülümsemen gibi mesela …
beni seviyor olman veya sevmiyor olman değil asıl sorunum…
seni seviyor olmam kendimi aşarak …
herhangi bir gecede veya herhangi bir yerde …
ama özellikle yağmurlu bir sabah seherinde …
yine sana uyanıyorum ,
güneşle konuşarak başlıyorum -sana-
herhangi bir sabah işte.. -yine-
ama sen’le ..
sakallarım batıyor şimdi ,
her güneş vurduğunda gözlerim kısılıyor …
arada bir yağmur atıyor kirpiklerime ..
-anlam,anlamı,anlamın?-
sesin..
sesimde ki sessizliğin!
çığlığı olmalıydın oysa ,
boşluğumda yankılanan ,
haytın …hayatımın …
en derin anlamısın gözlerimde ki kinin …
gitmemeliydin aslında …
ya da benide yok etmeliydin, yokluğunla …
sesin…
öyle derinki bende ki izlerin..
hatırlıyorumda en çok seven hep bendim…
senden sonrası olmadı …
kapanışıydın ömrü saadetimin!
gittin!
neden , bilemedim …
kurşunlara dizili şimdi sözlerim …
her hece sen …her son ben !
sesin …
gittin …
ben …// ? //
“Aşkınla kor olan yüreğimi ,
Buz dağlarının eteğine attım da geldim . . .
Çoğu zaman gözlerinin ufkunda batan zavallı bir tekne olmak istedim,
İSTEDİM . . . .
Hep sende olmak rüzgarınla savrulmak,
Dudaklarının arasında sarf etmeye hazırlandığın,
Uzun veya kısa,iyi veya kötü bir sözcük olmak vardı,
VARDI . . . .
Nehirler dolusu umutsuzluklarım, mutsuzluklarım,
Sana doğruydu bütün yakarışlarım . . . . “
Bugün seni terk ediyorum!Üzülme giderken bir yanımı portmantoya asıp çıkıyorum . . .
Saman alevi gibi gelip geçer hayat derlerdi ,öyleymiş. . . GEÇTİ!
Yüksek volümlü arabesk müzik konserine dönüşüveriyordu bazen hayat.Sinir uçlarına baskı yapan ısrarcı bir müzik…Dinleyenin kulağını tırmalarcasına tiz bir sesle avaz avaz bağırıyordu! . . . Çoğu zaman kulaklarımı tıkayıp uzaklarda bir yerlerden seyirci oluyordum kudurmuş kalabalığa . . .Yani hayatı yaşarken dışında kalabilme savaşı veriyordum. . . .Hayat çoğu zaman üslubuna aykırı yaşanıyordu … Giriş, gelişme ,sonuç yer değiştirmişti sanki . . . İnsanlar duruma göre sık sık mod değiştiriyordu. . . Bazen nefsi müdafaa ,bazen meşru müdafaa dediğimiz öz benliği savunma moduna geçiyorlardı . . . Aslında karanlığa kurşun sıkıyorlardı ya da samana kazık çakıyorlardı. . . .Farkı fark etmekte bile zorlanıyorlardı. . . . Çoğu zaman aynadaki yüzlerine,arkadaki gölgelerine yabancı kalıyorlardı . . .
“Çiseleyen yağmur damlaları altında yürüyorum,
Düşen her yağmur damlasıyla biraz daha güçsüzleşiyorum,
Aşkın omuzlarıma binen ağırlığı ve çaresizliği içinde . . . .
Kalbimin her saniye aşkıma oranla küçüldüğünü hissediyorum . . . “
YÜRÜYORUM . . .
Yıldızların altında dar ve soğuk sokaklarda,attığım her adımla geçmişimi biraz daha arkada bırakarak meçhul yarınlara demir atıyorum. . . .Muamma içinde bekleyişlerimin bitmeyeceğini bile bile acıyla, kuruyan gözyaşlarım ve ağırlaşan ruhumla hala seni seviyorum . . . .Nedeni yok ! . . .Nedensiz buluyorum yolunu nedensiz seviyorum seni! . .Sana koşuyorum ayağıma takılan taşlara ,yüreğime batan dikenlere aldırmadan,kurtuluşummuşsun gibi sana geliyorum! N’OLUR AÇ KOLLARINI!…Bazen renkli kalemlerden mutluluklar çiziyorum . . . Adı SEN ! . . .Gökkuşağının 7 rengi birden sende toplanıyor.Güneş hep üzerine doğuyor,sensin benim DÜNYAM. . . Şarap tadındaki aşkımla seviyorum seni ,hiç eskimiyor !Sen olmayınca ruhum bedenimde boğuluyor.Senden yana bir par görünce kendimi ışığına teslim ediyorum . . .Sen bana 4 mevsimi birden yaşatan çelişkileri yok saydıran hüzünlendirirken mutluluğu tattıransın . . . .
“Sakın hiç aşık olmadım deme bana,
O büyük yalanına beni de ortak etme,
Bakma yüzüme,
Sen öyle bakarken nasıl arkamı dönüpte giderim
sensizliklere?. . .
Yazmaz kalemim,açmaz çiçeklerim. . .
Sensiz yalnızlıkların kucağında esirim. . . .”
Hayat stüdyolarının en arka koltuğunda oturuyorum. . . İnsanların göz hapsine maruz kalaraktan.Hepsi benim hakkımda bir şeyler düşünüyor,birbirlerinin kulaklarına bir şeyler fısıldıyor. . . Evet bunu fark etmemek aptallık olurdu. . . Bense başım öne eğik ,gözlerimi çaktığım yerden kaldırmadan hep aynı şeyi düşünüyorum. . .
-Sanki kafama çivi çakılıyordu!-
Uzaklardan ,derin bi yerlerden bir müzik sesi geliyordu,iliklerime işliyor, tüm ruhumda geziniyordu. . . Hayata adımı ve aşkımı büyük punto harflerle yazdım,en siyahından bir kalem saçtim , en büyüğünden acılarla süsledim ve manşeti attım . . . . .
Film ortalarında verilen tanıtıcı reklamlar gibiydi senin bana olan aşkın birden çıkıp,birden kaybolurdu ortadan ne olduğunu anlamadan. . . .Ben seni hep sevdim sen sevmesen de ! Şizofrenik bir sevgiydi benimki biraz . Sen hiç görmedin ,bilmedin ,duymadın ben hep senin hayalinle yaşadım!O yüzden artık gidiyorum ama üzülme(üzülmeyeceğini biliyorum) giderken bir yanımı portmantoya asıp çıkıyorum . . . . .
Pembegül-2007